Rahat rahat okuyabilmen için yazarken şehla oldum ve aç kaldım aç! Açlık nedir bilirmisin :)

atletik panda 


#1 Bir Şişman Adam Bodrum'da

​​Bodruma taşınalı 9 ay geçmişti bile, yani Ocak ayında hamile olduğunu öğrenen bir annenin karnı burnunda doğum için beklediği bir zaman kadar. Bir bayram akşamı evde oturmuş çayın demlenmesini beklerken “çayın yanında acaba ne yesek” diye hala aklımdan geçiriyordum. Hala dememin sebebi demin bahsettiğim hamile bir anneden farksız olmamdı. Taşınmadan önce aç kalarak,sevdiğim yemekleri yemeyerek,kan ter içinde spor yaparak vermiş olduğum yaklaşık 20 kiloyu taşınma sürecinden bugüne farklı bahaneler ile geri almış olmamdı. Hem de daha fazlasını aldım ve bir basketçi misali kariyer rekorumu kırarak 150 kilo barajını yıktım geçtim. Bu ilk kariyer rekorum değildi aslında!

Barajımı yıkmamla beraber ailemden sonra en çok (!) sevdiğim ve vakit geçirdiğim yepyeni bir diyetisyen hayatıma girdi. Benim için bundan öncekilerden tek farkı Bodrum'da bir diyetisyen olmasıydı.Onun haricinde sık ara öğün tavsiyeleri, öğlen et yersen akşam yeme, aman bol su iç  ve sık tuvalete git (sanki normalde gidemiyorum ve kabızım) gibi nasihatların havada uçuştuğu bir ya da bilemedin iki ay geçti. Başarı mı? Eh tabi biraz oldu, o kadar sık tuvalete gidersek olmazsa ayıp. Şaka bir yana hakkını yiyemem çok kibar bir kadındı ve bütün muhalif yaklaşımlarıma rağmen mücadele etti ama onun da barajını kırdım geçtim. Onunla verdiğim 10 kiloyu az biraz aşarak geri aldım. Bodrum malum küçük yer bazen karşılaşıyoruz, her karşılamamızda nasılsın diye sorduğunda “gördüğünüz gibi formdayım maşallah” diyorum ve karşılıklı gülümseyerek yollarımıza devam ediyoruz.

Çayın yanında ne yiyeceğim dediğim günün sabahında eşim ve kayınvalidem ile evin balkona mobilya,saksı,çiçek bakmak için mağazadan mağazaya gezindik.Bu süre içinde ne kadar yorulduğum,belimin ağrıdığı ve terlediğim aklıma geldi. Bunların hepsinin tek bir sebebi vardı, ŞİŞMAN olmak. Daha ilk mağazadan çıktıktan sonra “yoruldum” demekten çekindim çünkü tekrardan “çok çabuk yoruluyorsun gezemiyoruz” gibi cümleleri ifade eden bakışları görmek istemiyordum ve aslında bende gezmek istiyordum o yüzden ses etmeden kan ter içinde devam ettim.Her mağazaya araba ile gitmiştik.Arabaya inmek/binmek,gittiğimiz mağazalarda biraz bakınmak haricinde ciddi bir hareket olmamıştı.

Çay ve yiyecekler bir türlü gelememiş ama benim aklıma bir düşünce gelmişti. Benim “Açlık Oyunları” diye isim verdiğim ve benzettiğim “Diyetisyen Oyunları”, içinde yürüyüş ve ayakta durmanın olduğu aktivitelere öcü gözüyle bakmam, genelde kendimle barışık olsam da bazen sırf şakalar/komiklikler olsun diye öyleymiş gibi yapmam ve bunun gibi yazmaya kalksam blog oluşturacak sebep ve anılar.Bunları sadece ŞİŞMAN olanlar anlayabilirdi. Eşime ve kayınvalideme dönerek yüksek sesle “Ben ŞİŞMAN olmakla ilgili bir şey yazmak istiyorum ya” dedim.Eşim o günden bir kaç hafta sonra takip ettiği ve benimde bildiğim bir blog yazarının Ekim sonunda yapacağı eğitimden bahsetti. ŞİŞMAN olmak ile ilgili bir şey yazmaya başlamak için bir fırsat ele geçirdim ve her şey başlamış oldu.

30.10.2016